PicMarkr

\

PicMarkr isimli web aracı ile resimlerinize watermark denilen filigran eklemesi yapabiliyorsiniz. Böylece bir resmin telif hakkının size ait olduğunu gösterebilirsiniz.

Filigran eklemek istediğiniz resimlerini doğrudan bilgisayarınızdan yükleyebileceğiniz gibi flickr hesabınızdan da yükleyebiliyorsunuz. Bunun yanında resimleri yeniden boyutlandırma seçenekleri de var.

Yazı Kaynağı

your ads here (468x60) - after 1st post.

Keybr: Daha Hızlı Yazmak İsteyenlere

keybr
keybr

çoğumuz bilgisayarlarımıza 10 parmak çalışmak için çeşitli programlar kurmuşuzdur. keybr; genellikle kurulmakla kalan, iki veya üç defa kullanıldıktan sonra bıkılan bu programların yerini alacak bir web uygulaması. efendim daha hızlı yazmak istiyorsanız ve ille de bir program ile çalışmak istiyorum diyorsanız keybr tam size göre. üstte english kelimesi üzerine tıklayarak klavye tipini seçebiliyorsunuz. ingilizce, almanca, fransızca, ispanyolca, italyanca ve rusça klavye dil tercihi yapabiliyorsunuz. uygulamada üç farklı ders hazır halde bulunuyor. eğer isterseniz lesson kelimesine tıklayarak kendi istediğiniz yazıları yazıp onlar ile de çalışabiliyorsunuz. ayrıca yaptığınız hata sayısını ve bir dakikada yazdığınız kelime sayısını görebiliyorsunuz.

Yazı Kaynağı

Varmısın Yokmusun Tv Programı

Var mısın Yok musun da Nasıl Yarışılıyor?

Var mısın Yok musun da yarışmacı içinde en küçükten en büyüğe farklı miktarlarda ödüller bulunan 20 kutu ile karşı karşıya kalıyor. Bu 20 kutudan sadece bir tanesini elinde tutuyor, geri kalan 19 kutu ise gelecek bölümlerde yarışmacı olan arkadaşlarının elinde duruyor. Yarışmacı oyuna başlarken ne kendi elindeki kutunun ne de diğerlerinin içinde ne olduğunu bilmiyor. Yarışmacının amacı kendi kutusunda oyunun sonunda kazanacağı ödülün ne olduğunu tahmin edip, banka ile pazarlık ederek kazanacağı ödülü maximuma çıkarmak. Yarışmacı, birer birer kendi kutusu dışındaki kutuları seçerek açtırmaya başlıyor . Kutular açıldıkça yarışmacı, açılan kutunun içindeki ödülü kazanma şansını kaybediyor, ama kendi kutusunda ne ödül olabileceğini tahmin şansı artıyor. İlk 6 kutu açıldıktan sonra banka devreye giriyor. Aynı yarışmacı gibi açılan ve kalan kutuları izlemekte olan bankanın amacı yarışmacı ile sıkı bir pazarlığa girmek. Banka da yarışmacının elindeki kutuda ne olduğunu tahmin ederek, yarışmacıya kutusuna karşılık bir miktar para teklif ediyor. Yarışmacı bankanın teklif ettiği ödülü almakta veya almayarak kutuları açmaya devam etmekte serbest. Açılmakta olan kutuları izleyen bankanın teklifi, yarışmacının kazanma ihtimali arttıkça artıyor.

En sonunda yarışmacı bankanın teklif ettiği ödülü alarak oyunu bırakıyor veya kendi kutusundaki ödülü kazanıyor. Tabi kendi kutusundaki ödül bankanın teklifinden çok daha büyük veya daha düşük olabilir.

Var mısın Yok musun a Kimler Katılamaz?

Show TV , AKS , Acun Ilıcalı Produksiyon AŞ ve bunların taşeron firmalarında çalışanlar, birinci dereceden akrabaları ve aynı evi paylaşanlar , 21 yaşından küçük kişiler ve herhangi bir suçtan bir seneden fazla hapis cezası almış kişiler , Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayanlar bu yarışmaya katılamazlar. Bunların aksini kanıtlayan belgeleri sağlamayan kişiler yarışmadan diskalifiye edilebilir veya ödülleri geri alınabilir.

BAŞVURU FORMU İÇİN TIKLAYINIZ

İZLEYİCİ BAŞVURU FORMU İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ

Mozilla Canlı Chat Desteği

mozilla live chat
mozilla live chat
mozilla destek sayfasında “canlı chat desteği” uygulamasını başlattı. eğer mozilla hakkında bir sorunuz varsa mozilla live chat sayfasına giriyorsunuz ve sağ üstteki şirin tilkiye tıklayıp sorunuzu yazıyorsunuz ve sonderece nazik bir gönüllü sizin sorularınıza cevap veriyor.

  • Uygulama daha çok yeni ve gönüllüler ile çalışıyor, sizde gönüllü olarak sorulan sorulara cevap verebilirsiniz.
  • sadece ingilizce olarak kullanılabiliyor
  • şimdilik yalnızca firefox ile ilgiligi sorularınıza yanıt bulabileceksiniz eğer diğer mozilla ürünleri veya eklentileri ile ilgili sorularınız varsa Mozilla Irc kanalından yardım alabilirsiniz

Kaynak:Bildirgec.Org

Aslı Güngör - Kalp Kalbe Karşı Derler

Altan Öymen: CHP’de Demokrasi Yok


CHP eski genel başkanlarından Altan Öymen, Baykal’ın karşısına ‘güçlü’ aday çıkmamasının nedenlerini anlattı.

Kurultay öncesinde, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a yönelik “Yeni isimlere fırsat vermediği, sadece laiklik ve ulusal bütünlük üzerinden siyaset yaptığı” eleştirileri yapılırken; tüzükten kaynaklanan engellemelere rağmen yeni bir adayın seçilmesinin zor olduğu belirtiliyor. Buna karşı “rüzgar estirecek bir aday olsa, tüzükteki engellerin aşılabileceği, ama 4 aday arasında bu rüzgarı estirecek isim olmadığı” yorumları yapılıyor. Altan Öymen, “İyi bir adayla, tüzükten kaynaklanan engeller aşılabilir mi” sorusunu şöyle yanıtladı:

DEMOKRASİDE ENGEL OLMAMALI
“Her şeyden önce engellerin var olduğu gerçeği üzerinde durmak lazım. Yani eline kılıcını almış eski silahşörlerden biri gelsin ve öyle bir hava versin ki o engeller aşılabilsin!.. Bu keşke olsa, ama demokrasilerde böyle silahşorlar falan beklenmez. Demokrasilerde kuralların böyle engeller getirmemesi gerekir.”

Genel başkan adayı olabilmek için, delegelerden yüzde 20’sinin imzasıyla aday gösterme kuralının benzerinin, başka demokratik ülkelerde olmadığını söyleyen Öymen, daha önce CHP’de de böyle bir kural olmadığını anlattı. Öymen, CHP’de daha önce 50-60 delegenin imzasıyla aday olunabildiğini, bir adaya imza veren delegenin bir başka adaya da imza verebildiğini, kurultay salonunda adayların yapacağı konuşmalara göre oyunu belirlediğini, bugün ise delegenin imzasının ipotek altına alındığını söyledi.

DELEGELER BAYKAL’A ANGAJE
“1050 delege şimdiden angaje olmuş Baykal’a” diyen Öymen, İstanbul ve İzmir il başkanlarının “Bizim ne kadar delegemiz varsa Baykal’ı destekliyor” demeçleri verdiğini belirterek, “Bu demokratik bir manzara değil. Diktatörlükle idare edilen memleketlerde bile yüzde 100 sonuç ilan etmemeye dikkat ederler” dedi.

Altan Öymen, “Tüzük engelleri olmasaydı, partiiçi demokrasi olsaydı, daha güçlü adaylar çıkar mıydı? Tüzük engelini zaten aşamayız, düşüncesiyle birtakım güçlü isimler kendilerini yıpratmamak için geri duruyor olabilir mi?” sorusu üzerine de, tüzük değişikliğinin 5 yıl önce yapıldığını hatırlatarak, bu sorunun “Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar” gibi bir soru olduğunu söyledi. 5 yıldır bazı adayların denediğini, bir kısmının ihraç edildiğini, bir kısmının yeniden denemediğini anlatan Öymen, şöyle devam etti:

HALUK KOÇ YETENEKLİ VE ÇALIŞKAN
“Tüzük değişikliğinin yapıldığı kurultayda da başka adaylar vardı. Mesela biri, çok tecrübeli bir politikacı Erol Tuncer. Partiyi de fiilen 1992’de yeniden kurmuş, yöneticiliğini yapmış bir arkadaş. Tüzük değişikliği çıktı ve hemen yürürlüğe konuldu. Erol Tuncer’in cebinde 60 adayın imzası vardı, aday olmaya hazırlanıyordu, yapacağı konuşma hazırdı, ama tüzük değişince, düştü adaylıktan. Bugünkü adaylardan Haluk Koç’u tanıyorum, gayet yetenekli ve çok çalışkandır. Benim genel başkanlık yaptığım sırada partiye girdi, sağlık konusundaki çalışma grubunun başındaydı. CHP iktidara gelirse, bir programını oluşturacak zemin vardı Koç’ta. Sonra grup başkanvekilliği gibi partinin çok önemli görevlerinden birinde bulundu. Yani genel başkanlık yapmadı, ama genel başkanlık tecrübesi ancak genel başkanlık yapılırken elde edilir.”

ORAN “GENÇ VE YENİ ARKADAŞ”
Haluk Koç’un grup başkanvekiliyle Deniz Baykal’ın “klonlanmış hali” olduğu yorumuna karşı, parti disiplinini gerekçe gösteren ve Koç’un kavgacı olmadığını belirten Öymen, diğer aday Umut Oran için de “yeni ve genç arkadaş” ifadesi kullandı, ancak 3 yıldır kurultayla kimsenin ilgilenmemesinin dezavantaj olduğunu belirtti. Öymen şöyle konuştu:

“Aslında ABD’de başkan adayı seçimiyle, Türkiye’de CHP genel başkanının seçimi arasında fark yok. Çünkü, CHP genel başkanı da, ilerde başbakan adayı olacak. Ama ABD’deki yarışın tersine, Türkiye’de iki yıldır CHP genel başkanlık seçimiyle kimse meşgul olmadı. Parti içinde olmadığı gibi, basında da ilgilenen olmadı. Nasıl ABD’de delegeler seçiliyor, burada da İstanbul il kongresi vardı mesela, o 130 delege o zaman seçildi, ondan önce ilçe seçimleri, mahalle seçimleri vardı. Kimse ilgilenmedi. Şimdi bu adaylar kendilerini tanıtmaya çalışıyorlar, ne kadar tanıtabilirlerse… Ayrıca kurultayda adayların konuşma yapması esastır. CHP kurultaylarında geleneksel olarak, sınırsız konuşurlardı. Çıkacaklar konuşacaklar ki, delegeler de ona göre tanıyıp, vaatlerine göre oy verecek. Ama, bu usul imza barajıyla ortadan kalkmış oluyor. Barajı geçemeyen, konuşma da yapamayacak. Yani adaylar, hiç kendini anlatma imkanı bulamadan, mücadeleye giriyorlar.”

‘ÇARŞAF LİSTE’YLE DEMOKRASİ SAĞLANABİLİR
Altan Öymen, yeni oluşacak Parti Meclisi için heyecan taşıyıp taşımadığı, Baykal’ın eski mi, yoksa yeni isimlerden mi liste hazırlayacağı sorularına ise “Bilmiyorum” yanıtı verdi. CHP’den ayrılanların çok olduğunu, dışlandıklarını, aktif politikayı bırakan çok değerli partililer olduğunu anlatan Altan Öymen, “İyi bir Parti Meclisi kurulabilir” dedi, ancak bunun için “çarşaf liste” gerektiğini söyledi.

5 yıl önce yapılan tüzük değişikliğiyle, “çarşaf liste” uygulamasının da kaldırıldığını belirten Öymen, bu yöntemle, delegelerin, tüm adaylar arasından istediğini işaretleyip oy verebildiğini, şimdi ise “blok liste” yöntemiyle Genel Başkan’ın listesini seçmek mecburiyetinde olduğunu belirtti.

1999 yılında CHP barajın altında kaldığı zaman yapılan kongrede 8 aday olduğunu, 8 adayın da kendilerini anlattığını, adayların elendiği turlar sonunda kendisinin seçildiğini anlatan Öymen, daha sonra genel başkanlığı kaybettiği kongrede de 4 aday olduğunu ve Baykal’ın üçüncü turda seçildiğini hatırlattı.

“Çarpıştık, hepimiz söyledik söyleyeceğimizi, delegeler onu seçti. Şimdi bu demokrasiyi atmış bulunuyoruz. CHP’de de yok, AKP’de de. MHP’de de olduğunu zannetmiyorum. Partiiçi demokrasinin ne kadar önemli olduğu hatırlatılırsa, çok iyi olur. Çünkü partiler anayasamıza göre demokrasinin ayrılmaz parçası.”

Ayağımda Kundura

\

Ayakkabı ayağı korumak amacıyla doğan sonra bu özelliğine aksesuar olmayı da katan bir kavram.

Temelde ayak tabanına paralel uzanan taban ve bunun üzerini örten saya denilen iki parçadan oluşuyor.

Ayakkabının ilk olarak ne zaman ve nerede ortaya çıktığına dair tarihi bir kanıt yok.

Ayakkabının tarihi bu anlamda hep biraz eksik kalacak. Gelin bu muhteşem serüvene bir göz atalım.

İlk el yapımı ayakkabı türü sandalet. Sandalet varlığını yüzyıllar boyuca koruyup bugüne kadar bozulmadan ulaşmışlığa en yakı ayakkabı türü. İlk sandalete ait en eski kayıt MÖ 8000’lere Amerika yerlilerine uzanıyor.

Ayakkabı konusunda en yaratıcı medeniyet Mısır olmuş. MÖ 3500’lerde ıslatılmış kum içine basılan ayakların kalıbını alıp bunların içine deri tabanlar ekleyerek ayağa uygun sandaletler geliştiriyorlarmış.

\

\

\

\

\

Aynı yıllarda Roma imparatorları deri ayakkabılar giyiyorlarmış. Ayakkabı konusunda büyük bir adım da Romalıların ayakkabı loncaları kurup ayakkabıyı sağ ve sol tek üzere sınıflandırmalarıyla ortaya çıkmış.

\

14. ve 15. yy sivri burun ayakkabıların yaygın olduğu zamanlar.

\

1533’de topuklu ayakkabı ilk defa şıklık amacıyla kullanılmış. Leonardo da Vinci Medicis ailesinin kızı Catherine Medicis’in müstakbel kocası olan dükün yanında çok ufak tefek kalmasına çözüm olarak ayakkabılarının topuklarını yükselterek süslemiş.

\

16. yy ve artık sivri burunun yerini yavaş yavaş kare uçlar alıyor ve bu 1720lerin sonuna dek sürüyor.

\

17. yy yuvarlak burunlara ev sahipliği yapıyor.

\

18. yy ve ayakkabı artık bugünkü halini alıyor. Paris ayakkabı modasını tamamen ele geçiriyor. Tüm dünyadan Paris’e siparişler geliyor.

\

18 yy başlarken çizme erkekler tarafından kullanılıyor. Kadınlar çizmeyi sadece binicilikte kullanıyor. 1830’da bir ilk daha oluyor ve artık kadınlarda gündelik hayatta çizme giymeye başlıyorlar. Çizmeler kadife, saten ve benzeri süslü ama dayanıksız kumaşlardan yapılıyor. 1859da ilk kösele dikiş makinesi kullanılıyor. 18. yy sonunda İsviçreli Shonewerd bilinen ilk ayakkabı fabrikasını kuruyor.

\

1951 kadınlar için ayakkabı devriminin yaşandığı yıl. Fransız Charles Jourdan stilettoyu üretiyor.

\

Ayakkabıların narin prensesi.

\

1919 converse en uzun süre üretimde kalacak ayakkabı markasını üretime sokuyor; allstar.

Türkiye’de ayakkabı;

\

Ayakkabıya ait ilk tarihsel belge İbni Batur seyahatnamesi. Evliya Çelebi’i Seyahatname’sinde de ayakkabıcılar esnaf-i pabuççiyan karhaneleri adı altında yer bulmuş. İlk ayakkabı fabrikamız 1810’da Beykoz’da kurulmuş.

\

Bu tarih değişik kaynaklarda farklı belirtiliyor. 1810 Sümerbank Beykoz Deri ve Kundura Sanayii Müessesesi’den verilen tarih.

\

18 Mart 1921 ilk ayakkabı derneği Dersaadet ve Biladı-i Selase Ayakkabıcı Esnafı Cemiyeti kuruluyor.

Kaynak:Hafif.Org

Skype PSP’ye Geliyor

\

Henüz tam olarak resmi bir açıklama olmasa da Sony‘nin PSP‘ye Skype özelliğini getirmesine kesin gözüyle bakılıyor. Reuters‘a göre Sony, PSP‘ye bir internet telefonu özelliği (muhtemelen Skype) eklemeyi düşünüyor. Varılan sonuça göre uygun yazılımın bu ay içinde çıkması bekleniyor. Ama Sony’nin sözcüsü Satoshi Fukuoka bu söylentiler hakkında yorum yapmaktan kaçınıyor ve aynı zamanda şirketin PSP‘ye değer katacak şeyler üzerinde çalıştığını da ekliyor.

Sağlık Korunmasında EFT - Eğitimi

\

EFT ( EMOTIONAL FREEDOM TECHNIQUES
Duygusal Özgürlük Teknikleri EĞİTİMİ )ile yaşamınızın her alanında oluşan tıkanıklıkları çözebilir, çekim yasaları gereği, vereceğiniz doğru mesaj ve olumlamalar ile sadece sağlığınıza değil, bolluk ve berekete de kavuşabilirsiniz.
Bu konuda çalışan ve başkalarına yardım etmeye çalışan bir terapist iseniz ya da yaşamınızdaki olumsuzluklara “artık yeter” dedi iseniz, stresinizi yönetmeyi öğrenmek, sigarayı bırakmak,kilo vermek,daha iyi ders çalışmak,belleğinizi güçlendirmek, takıntılarınızdan, fobilerinizden, fiziksel ağrılarınızdan kurtulmak ,içinizdeki şifa gücünü açığa çıkararak kronik hastalıklarınızı daha kolay iyileştirmek istiyor iseniz, bu teknik sizin için.
eğitime kimler katılabilir?
Pratisyen, Asistan ve Uzman Hekimler, Dişhekimleri, Psikologlar, Psikolojik Danışmanlar, Sosyal Hizmet Uzmanları,Rehber Öğretmenler ve Özel Eğitim Öğretmenleri başta olmak üzere tüm Öğretmenler,Hemşireler, Fizyoterapistler, Diyetisyenler, Enerji Terapistleri , tüm meslek sahipleri ve Üniversite öğrencileri.
————-
EFT’nin bulucusu Gary Craig tarafından onaylı ve Uluslararası AAMET (Association of Advancement of Meridian Energy Techniques) sertifikalı bir eğitim almak ister misiniz?
detay burada

Hagi’nin Bahtsız Varisleri!

Galatasaray’da, 10 numarayı kimler giydi kimler. Ama hiç biri Hagi’nin yerini tutmadı…

Galatasaray’ın şaaşalı yıllarının baş aktörüydü o… 1996 yılında Barcelona’dan transfer edildiğinde sanki elinde sihirli bir değnekle gelmişti. Galatasaray’ın tarihini, Türk futbolunun tarihini 4 senede zirveye çıkardı o muhteşem sol ayağıyla… Ligde, UEFA’da, Süper Kupa’da şampiyonluklar, muhteşem goller, frikikler ve harika çalımlar…

Böylesine büyük bir futbolcu, diğerlerinden farklı olduğunu sadece oyunuyla değil, sansasyonel hareketleriyle de gösterdi.


10 Mart 2001 tarihinde oynanan Galatasaray - Gençlerbirliği maçında, hakem Erol Ersoy’a tükürüp, ayağına basması ve Galatasaray Teknik Direktörlüğü yaptığı sırada, Kayserispor - Galatasaray maçında otobüse bindiğinde yeni aldığı cep telefonunun çalındığını iddia ederek, taraftarlara “Hırsızsınız” diye bağırması, bunlardan sadece bir kaçı…

Giydiği 10 numaralı forması Galatasaray müzesinin duvarlarını süsleyen Hagi, 2001 yılında futbol yaşamına son verirken, Galatasaray’a sonraki yıllarda gelecek 10 numaraların da “Kabusu” oldu.

Galatasaray’da “İşte yeni 10 numaramız” diye alınan her futbolcu, henüz “Mehaba” demeyi yeni öğrenmişken, Hagi ile karşılaştırıldı. Sarı kırmızılılar; onlardan, hep Hagi’nin mucizelerini beklediler… Tabii ki hiçbiri bir Hagi değildi ve onun ismi altında yok olup gittiler… Belki de haksızca…

SERGEN YALÇIN (2001-2002)
Galatasaray’ın efsane ismi Hagi’nin 2001 yazında futbolu bırakmasıyla, Türkiye’nin en iyi oyuncularından biri olarak kabul edilen Sergen, bu görevi üstlendi. Fakat bu süper solağın sarı kırmızılılardan ayrılması çok sürmedi. Süper solak, 2002 yazında doğduğu yuvasına, Beşiktaş’a geri döndü…


FELIPE JORGE LOUREIRO (2002-2003)
Bugün hala kimilerinin “Halı saha topçusu”, kimilerinin ise “Gerçek bir yıldızdı” sözleriyle nitelediği Felipe, Hagi’nin gazabına uğrayan 1 numaralı isim oldu. Hagi’nin gidişini bir türlü kabullenemeyen Galatasaray camiası, Fatih Terim’in Brezilya’nın Vasco da Gama kulübünden getirdiği Felipe’den çok şeyler bekledi.

Zavallı Felipe’den öyle büyük beklentiler vardı ki; ondan, Hagi’nin unutulmaz başarılarını bir kez daha yaşatması beklendi. Tabii ki kimse Hagi değildi. Felipe de değildi… O’nun yaptıklarını, başkalarından beklemek ne kadar doğru bir düşünceydi? İşte tribünlerin, yönetimin ve teknik heyetin bu düşüncesi; hem Galatasaray’a hem de Felipe’ye pahalıya mal oldu. Felipe’yi bizzat isteyen Terim, Brezilyalının ipini çeken isim oldu ve yarım sezon oynayan futbolcuyu Ocak döneminde takımdan gönderdi.

Felipe, Galatasaray’dan ayrıldıktan sonra Brezilya Milli Takımı ile 2004 yılında Güney Amerika Kupası Şampiyonluğu sevinci yaşadı.

HAIM MICHAEL REVIVO (2002-2003)
Türk futboluyla Fenerbahçe forması altında tanışan ve büyük başarılara imza atan İsrailli futbolcu, 2003 yılı başında Galatasaray’a transfer oldu. Revivo da, Sarı kırmızılı forma ile çıktığı ilk resmi maçında 3 gol birden atmasına rağmen, daha sonra başarılı olamayarak ülkesinin yolunu tuttu. Tıpkı Felipe gibi, Galatasaray formasını yarım sezon taşıyan Haim Revivo da istenen “10″ olamadı.


HAKAN YAKIN (2004-2005)
Yakın soyadı aslında Türk futbolseverlere hiç te yabancı değil. Bir dönem Fenerbahçe forması da giyen Murat Yakın’ın kardeşi Hakan Yakın da, sarı kırmızılılarda sadece yarım sezon kalan 10′lardan…

Almanya’nın Stuttgart takımından 2005 Ocak’ında kiralık olarak gelen Hakan Yakın, Haziran ayına kadar sadece 3 maçta forma giyebildi. İyi kullandığı sol ayağı ve forvet arkasında yaptığı işlerle adından söz ettiren Hakan Yakın, Galatasaray’da eriyip giden futbolcular kervanına katıldı.


SASA ILIC (2005-2007)
Türkiye’ye transferi gerçekleştiğinde, Partizan’dan “Kalbimizi aldınız” diyerek uğurlanan Sırp futbolcu, neden mi gönderilmişti? Karizmatik ve lider kişiliği olmadığı için… Çünkü Ilıç, Galatasaray’daki ilk sezonunda ligde 12, ikinci sezonunda ise 10 gol atmıştı. Buna Avrupa kupalarında attığı golleri ve yaptığı birçok asisti de eklersek, ofansif bir orta saha için hiç de fena bir istatistik sayılmazdı.

Evet sorun istatistiklerde değildi. Galatasaray’ın onda bulamadığı, bir 10 numaranın karizmasıydı. Yani Hagi’ye hiç benzemiyordu…


CASSIO DE SOUZA SOARES LINCOLN (2007-?)
Sasa Ilıç’i Avusturya’nın Redbul Salzburg takımına gönderen Galatasaray, 10 numaralı forma için 3 aday belirledi. Bunlar, Cassio Lincoln, Juan Roman Riquelme ve Juninho idi… Sonunda Galatasaray taraftarlarını hava alanına döken transfer gerçekleşti ve Lincoln sarı kırmızılı formayı giydi. Almanya’nın Schalke 04 takımından transfer edilen futbolcu, sık sık yaşadığı sakatlıklara rağmen, camiada şimdilik kabul görmüşe benziyor.

Çıktığı ilk maçlarda attığı gollerle takımını sırtlayan Brezilyalı, Galatasaray camiasında Hagi’den sonra gelen en iyi 10 numara olarak lanse edildi. Yoksa 6 sezonda 6 tane forvet arkası futbolcu deneyen Galatasaray, yeni Hagi’sini mi bulmuşmuydu? Bunu zaman gösterecek…