Otomobillerde 2008 Yenilikleri


OPEL’in aile otomobili Zafira yenilendi. Yeni Zafira, martta yollara çıkıyor. Yeni Zafira’nın üretimi 2 milyon adedi bulacak. Sportif tasarım vurguları ve geniş iç mekan, tamamen değiştirilebilen 7 koltuklu aracın belirgin güçlü görünümünü vurguluyor. Yeni Zafira’da biri doğalgazyla çalışan 10 farklı motor var. 1.6, 1.7, 1.9, 2.2 lt motor seçenekleri bulunuyor. OPC Zafira’da üretilecek.

SEAT LEON
LEON, 1.4 lt TSI 125 hp’lik motoruyla, 36 bin 900 YTL fiyatla satışta. 125 hp’lik Leon 1.4 lt TSI, Stylance donanımla satılıyor. Elektrikli/ısıtmalı/katlanabilir dış aynalar, direksiyondan kumandalı Radyo/CD/MP3 çalar, sis farları, alarm, hız sabitleyici, yol bilgisayarı, arka park sensörü, otomatik klima ve otomatik yanan farlar Stylance donanım paketi ile standart sunuluyor.

VOLVO XC70
KUTUP koşulları için hazırlanan Volvo XC70 için geri sayım başladı. Araç, kayak, snowboard veya uçurtma gibi uzun nesneleri veya çanta ve çadır gibi hacimli eşyaları taşıyabilecek ölçülerde. XC70’in iki koltuğunun arasında bir kol desteği bulunuyor. Bu kol desteği, gerektiğinde yatırılarak, kayak ve snowboard gibi uzun nesnelere yer açarken, yolcunun da rahatını bozmuyor.

IVECO DAİLY 4X4
IVECO, yeni 4×4 aracını satışa sundu. 52 bin dolardan başlayan fiyatıyla, özellikle zorlu koşullarda kullanıma uygun yeni araç, 300 adetlik bir pazarda rekabete katıldı. Daily 4×4 şasi modeller, özellikle zor şartlar altında gerçekleştirilen kar küreme, arama kurtarma çalışmaları, hasta ve yaralı gibi birçok üst yapı uygulaması için uygun bir yapı sunuyor.

HYUNDAI GENESIS
HYUNDAI, uzun süredir beklenen lüks ve spor sedan otomobili Genesis’i Detroit Otomobil Fuarı ile birlikte halkın beğenisine sundu. Yaz aylarında satışa sunulacak olan Genesis’e büyük bir ilgi gösterildi ve ilk ön siparişler fuar sırasında Amerika’dan alınmaya başlandı. Hyundai’nin üst sınıf için yeni temsilcisi, Türkiye’ye de bu yıl içinde bekleniyor.

Yazı kaynağı

your ads here (468x60) - after 1st post.

Toyota’dan İlginç Buluş


ToyotaSa’dan yapılan yazılı açıklamada, Toyota’nın geçen ay yaptırdığı araştırma sonuçlarına göre dünyada bir ilk olan anti-alerjik kumaşın mikro organizmalar gibi alerjenlerin araç içinde aktif hale gelmesini önlediği kaydedildi.

Japonya’da yakın gelecekte tanıtımı yapılacak olan yeni araç modellerinde, bu kumaşın kullanılmaya başlanacağı bildirildi. Açıklamada, Toyota’nın geliştirdiği yeni kumaşın içerdiği anti-alerjik bileşenlerin, Toyota’nın bulgularına göre koltuk üzerine yerleşen mikro organizmaların yaklaşık yüzde 98′ini hapsettiği belirtildi.

Açıklamada, Toyota’nın araç içi konforu artırmak amacıyla üzerinde çalıştığı diğer yenilikler, ”ham ipekten elde edilen bir proteinin kullanıldığı, ciltte kaşıntıya bağlı tahrişin oluşmasını önleyici kumaşla kaplanan Fraichir araç koltukları”, ”havadaki polenleri azaltıcı ve Plasmacluster Ions teknolojisini kullanarak hava yoluyla bulaşan küf bakterisini önleyici iki ayrı özelliği olan bir otomatik klima” ve ”araç içindeki oksijen seviyesini iyileştirerek, yeterli miktarda oksijen seviyesini korumaya yönelik bir cihaz” olarak sıralandı.

AA

Taşıt Vergisinde Karmaşa


MTV ödemenizi kontrol edin. Bazı taşıtların vergisi eksik alınmış, bazılarından hiç alınmamış. Bu vergiler faiziyle alınacak.Bazı araçlardan Motorlu Taşıtlar Vergisi eksik alınmış ya da hiç alınmamış. Gelir İdaresi Başkanlığı bunların mükelleflerden gecikme zamları ile birlikte takibi yoluna gidildiği söyledi.

1 Ocak 2004 ve 31 Aralık 2007 tarihleri arasındaki dönemlerde de tahakkuk ettirilen zamların tahsilinden de vazgeçildi.

EKSİK VERGİ ALINMIŞ

Başkanlıktan yapılan yazılı açıklamada, 25 Aralık 2003 tarihli ve 5035 Sayılı Kanunla, motorlu taşıt vergi sisteminde değişiklik yapıldığı, bu değişiklik sonrasında ise bazı taşıtların motorlu taşıtlar vergisinin, çeşitli nedenlerle eksik tahakkuk ettirildiği vurgulandı.

Bu kapsamda, Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununa göre Panel Van olarak tanımlanmış bazı taşıtların motorlu araç tescil belgesinde kamyonet olarak kayıtlı olması nedeniyle, kamyonet tarifesine göre vergilendirildiği, araç tescil belgesinde motor silindir hacmi ”1.3” olarak belirtilen bazı otomobillerin, 1341 cm3 motor silindir hacmine sahip olduklarının tespit edildiği belirtildi.

BAZI ARAÇLARDAN HİÇ VERGİ ALINMAMIŞ

Aynı şeklide bazı taşıtların da, istisna kapsamındaki taşıtlar arasında sayılmamasına rağmen, hatalı değerlendirmeler neticesinde motorlu taşıtlar vergisinden istisna tutulduğu vurgulandı.

Açıklamada, bu tür hataların düzeltilmesi için geçmişe dönük olarak ilave ve yeni tahakkuklar yapılarak, bunların mükelleflerden gecikme zamları ile birlikte takibi yoluna gidildiği de ifade edildi.

İLAVE MTV TAHAKKUK ETTİRİLENLERE MÜJDE

Gelir İdaresi Başkanlığı açıklamasında, yeni çıkarılan Bazı Kamu Alacaklarının Uzlaşma Usulü ile Tahsili Hakkında Kanun ile 1 Ocak 2004 ve 31 Aralık 2007 tarihleri arasındaki dönemlerde, hatalı belirlemeye bağlı olarak geçmişe dönük yapılan ilave tahakkuklar ile istisna ve muafiyetteki hatalı uygulamaların düzeltilmesi neticesinde gerçekleştirilen ilave tahakkuklar için hesaplanan gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçildiğine dikkat çekildi.

Bu nedenle, ilave motorlu taşıtlar vergisi tahakkuk ettirilen mükelleflerin, 30 Haziran 2008 tarihi mesai saati bitimine kadar bağlı oldukları vergi dairelerine başvurması gerektiği belirtildi.

Ancak uygulamadan yararlanmak isteyen mükelleflerin ödenmeyen ilave motorlu taşıtlar vergisini ödemesi, dava açmayacaklarını veya açmış oldukları davalardan vazgeçtiklerini bildirmeleri gerektiği vurgulandı.

GECİKMEYİ ÖDEYENLERE İADE EDİLECEK

Kanunda süre uzatımına ilişkin yetki bulunmadığından, mükelleflerin bu tarihi beklemeden müracaatlarını yapmaları da istenen açıklamada, daha sonra şöyle denildi: ”Kanunun yayımı tarihinden önce sayılan nedenlerden dolayı tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergilerine ilişkin hesaplanan gecikme zamlarını ödeyen mükelleflere yapmış oldukları ödemeler, 30 Haziran 2008 tarihine kadar yapacakları yazılı başvuruları üzerine red ve iade edilecektir. Yapılan düzenlemeyle gerek mükelleflerimizin gerekse idarenin zaman ve iş gücü kaybı ile yargı masraflarına maruz kalmaları engellenerek, on binlerce mükellefin mağduriyetinin ortadan kaldırılması amaçlanmıştır.”

Yazı kaynağı

VW’nin Karizmatik Modeli Passat CC

Direk enjeksiyonlu benzinli ve dizel motorları 140, 160 ve 300 beygir gücünde. 300 beygir gücündeki V6 modelinde yeni nesil 4Motion sürekli 4-çeker sistemi, DSG şanzıman ve adaptif şase kontrol sistemi standart. Şerit kaybını engelleyen “Lane Assist”, park yardımı “Park Assist” ve fren mesafesini azaltan otomatik mesafe kontrol sistemi “ACC”, Passat CC’deki bazı sürüş destek sistemleri. Yeni aracın panaromik cam tavanı A sütunundan B sütununa kadar bir alanı kaplıyor: 75 santimetre uzunluğunda ve 112 santimetre genişliğinde.
Aracın diğer özelliklerinden bazıları: çerçevesiz kapılar, havalandırmalı koltular, yeni USB medya bağlantı soketi, kendiliğinden tamir olan Continental marka lastikler. “Mobility Tire” diye adlandırılan lastik 5 milimetreye kadar olan yarıklarda, tekerlekten havanın kaçmasını engelliyor ki, firmanın ifadesine göre böyle yarıklar tipik lastik patlamalarının %85′ini oluşturuyor.

Yazı kaynağı burada

Bir Depo Benzinle Bir Yıl

Amerikan firması Fisker, sadece 1 depo benzinle tam 1 yıl boyunca çalışabilen yeni bir hibrit otomobil modelini geçtiğimiz günlerde tanıttı. Bunun için tek bir şart var: Günde 80 kilometreden fazla yol yapılmamalı ve otomobil akşamları elektrik yardımıyla şarj edilmeli…

Otomobilin çalışma prensibi küçük bir benzinli motora ve lityum-ion pil paketine dayanıyor. Ayrıca opsiyonel bir güneş enerjisi paneli de otomobile dahil edilebiliyor. Bu panel hem şarj işlemi için, hem de otomobilin içinin soğutulması için kullanılabiliyor.

Fisker Karma, tam şarj ile 80 kilometre yol yapabiliyor. 80 kilometrenin ardından benzin motoru devreye giriyor ve pil paketini şarj etmek için bir jeneratör gibi görev yapıyor. kısacası otomobil her zaman elektrik yardımıyla hareket ediyor, benzin motorunun görevi pilleri doldurmaktan başka bir şey değil. Yapılan açıklamaya göre, kullanılan pil paketinin on yıl gibi oldukça uzun bir ömrü var.

Fisker yetkilisi Henrik Fisker, otomobilin şarj edilebilir hibrit bir model olduğunu söylüyor. Henrik Fisker’a göre cep telefonlarımızı şarj ettiğimiz gibi bu otomobili de elektrik şebekesine bağlayarak şarj edebileceğiz.

Fisker Karma’da kullanılan hibrit teknolojisine “Q Drive” adı veriliyor. Bu teknoloji Quantum Technologies tarafından geliştirilmiş ve daha önce ABD ordusu için kullanılmış. Bu teknolojiyi kullanan araçlar sessiz çalışmaları ve çok az enerji tüketmeleri sayesinde düşmana kolayca yaklaşmak için tercih ediliyor.

Fisker Karma’nın satışa sunulması ancak 2009 yılının sonlarında gerçekleşecek. İlk satış fiyatınınsa 40.000 Sterlin olması bekleniyor. Başlangıçta 15.000 adet üretilmesi düşünülen hibrit otomobil, daha şimdiden ön siparişler sayesinde bu rakama ulaşmış durumda.

Yazı kaynağı burada.

Keybr: Daha Hızlı Yazmak İsteyenlere

keybr
keybr

çoğumuz bilgisayarlarımıza 10 parmak çalışmak için çeşitli programlar kurmuşuzdur. keybr; genellikle kurulmakla kalan, iki veya üç defa kullanıldıktan sonra bıkılan bu programların yerini alacak bir web uygulaması. efendim daha hızlı yazmak istiyorsanız ve ille de bir program ile çalışmak istiyorum diyorsanız keybr tam size göre. üstte english kelimesi üzerine tıklayarak klavye tipini seçebiliyorsunuz. ingilizce, almanca, fransızca, ispanyolca, italyanca ve rusça klavye dil tercihi yapabiliyorsunuz. uygulamada üç farklı ders hazır halde bulunuyor. eğer isterseniz lesson kelimesine tıklayarak kendi istediğiniz yazıları yazıp onlar ile de çalışabiliyorsunuz. ayrıca yaptığınız hata sayısını ve bir dakikada yazdığınız kelime sayısını görebiliyorsunuz.

Yazı Kaynağı

Varmısın Yokmusun Tv Programı

Var mısın Yok musun da Nasıl Yarışılıyor?

Var mısın Yok musun da yarışmacı içinde en küçükten en büyüğe farklı miktarlarda ödüller bulunan 20 kutu ile karşı karşıya kalıyor. Bu 20 kutudan sadece bir tanesini elinde tutuyor, geri kalan 19 kutu ise gelecek bölümlerde yarışmacı olan arkadaşlarının elinde duruyor. Yarışmacı oyuna başlarken ne kendi elindeki kutunun ne de diğerlerinin içinde ne olduğunu bilmiyor. Yarışmacının amacı kendi kutusunda oyunun sonunda kazanacağı ödülün ne olduğunu tahmin edip, banka ile pazarlık ederek kazanacağı ödülü maximuma çıkarmak. Yarışmacı, birer birer kendi kutusu dışındaki kutuları seçerek açtırmaya başlıyor . Kutular açıldıkça yarışmacı, açılan kutunun içindeki ödülü kazanma şansını kaybediyor, ama kendi kutusunda ne ödül olabileceğini tahmin şansı artıyor. İlk 6 kutu açıldıktan sonra banka devreye giriyor. Aynı yarışmacı gibi açılan ve kalan kutuları izlemekte olan bankanın amacı yarışmacı ile sıkı bir pazarlığa girmek. Banka da yarışmacının elindeki kutuda ne olduğunu tahmin ederek, yarışmacıya kutusuna karşılık bir miktar para teklif ediyor. Yarışmacı bankanın teklif ettiği ödülü almakta veya almayarak kutuları açmaya devam etmekte serbest. Açılmakta olan kutuları izleyen bankanın teklifi, yarışmacının kazanma ihtimali arttıkça artıyor.

En sonunda yarışmacı bankanın teklif ettiği ödülü alarak oyunu bırakıyor veya kendi kutusundaki ödülü kazanıyor. Tabi kendi kutusundaki ödül bankanın teklifinden çok daha büyük veya daha düşük olabilir.

Var mısın Yok musun a Kimler Katılamaz?

Show TV , AKS , Acun Ilıcalı Produksiyon AŞ ve bunların taşeron firmalarında çalışanlar, birinci dereceden akrabaları ve aynı evi paylaşanlar , 21 yaşından küçük kişiler ve herhangi bir suçtan bir seneden fazla hapis cezası almış kişiler , Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayanlar bu yarışmaya katılamazlar. Bunların aksini kanıtlayan belgeleri sağlamayan kişiler yarışmadan diskalifiye edilebilir veya ödülleri geri alınabilir.

BAŞVURU FORMU İÇİN TIKLAYINIZ

İZLEYİCİ BAŞVURU FORMU İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ

Altan Öymen: CHP’de Demokrasi Yok


CHP eski genel başkanlarından Altan Öymen, Baykal’ın karşısına ‘güçlü’ aday çıkmamasının nedenlerini anlattı.

Kurultay öncesinde, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a yönelik “Yeni isimlere fırsat vermediği, sadece laiklik ve ulusal bütünlük üzerinden siyaset yaptığı” eleştirileri yapılırken; tüzükten kaynaklanan engellemelere rağmen yeni bir adayın seçilmesinin zor olduğu belirtiliyor. Buna karşı “rüzgar estirecek bir aday olsa, tüzükteki engellerin aşılabileceği, ama 4 aday arasında bu rüzgarı estirecek isim olmadığı” yorumları yapılıyor. Altan Öymen, “İyi bir adayla, tüzükten kaynaklanan engeller aşılabilir mi” sorusunu şöyle yanıtladı:

DEMOKRASİDE ENGEL OLMAMALI
“Her şeyden önce engellerin var olduğu gerçeği üzerinde durmak lazım. Yani eline kılıcını almış eski silahşörlerden biri gelsin ve öyle bir hava versin ki o engeller aşılabilsin!.. Bu keşke olsa, ama demokrasilerde böyle silahşorlar falan beklenmez. Demokrasilerde kuralların böyle engeller getirmemesi gerekir.”

Genel başkan adayı olabilmek için, delegelerden yüzde 20’sinin imzasıyla aday gösterme kuralının benzerinin, başka demokratik ülkelerde olmadığını söyleyen Öymen, daha önce CHP’de de böyle bir kural olmadığını anlattı. Öymen, CHP’de daha önce 50-60 delegenin imzasıyla aday olunabildiğini, bir adaya imza veren delegenin bir başka adaya da imza verebildiğini, kurultay salonunda adayların yapacağı konuşmalara göre oyunu belirlediğini, bugün ise delegenin imzasının ipotek altına alındığını söyledi.

DELEGELER BAYKAL’A ANGAJE
“1050 delege şimdiden angaje olmuş Baykal’a” diyen Öymen, İstanbul ve İzmir il başkanlarının “Bizim ne kadar delegemiz varsa Baykal’ı destekliyor” demeçleri verdiğini belirterek, “Bu demokratik bir manzara değil. Diktatörlükle idare edilen memleketlerde bile yüzde 100 sonuç ilan etmemeye dikkat ederler” dedi.

Altan Öymen, “Tüzük engelleri olmasaydı, partiiçi demokrasi olsaydı, daha güçlü adaylar çıkar mıydı? Tüzük engelini zaten aşamayız, düşüncesiyle birtakım güçlü isimler kendilerini yıpratmamak için geri duruyor olabilir mi?” sorusu üzerine de, tüzük değişikliğinin 5 yıl önce yapıldığını hatırlatarak, bu sorunun “Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar” gibi bir soru olduğunu söyledi. 5 yıldır bazı adayların denediğini, bir kısmının ihraç edildiğini, bir kısmının yeniden denemediğini anlatan Öymen, şöyle devam etti:

HALUK KOÇ YETENEKLİ VE ÇALIŞKAN
“Tüzük değişikliğinin yapıldığı kurultayda da başka adaylar vardı. Mesela biri, çok tecrübeli bir politikacı Erol Tuncer. Partiyi de fiilen 1992’de yeniden kurmuş, yöneticiliğini yapmış bir arkadaş. Tüzük değişikliği çıktı ve hemen yürürlüğe konuldu. Erol Tuncer’in cebinde 60 adayın imzası vardı, aday olmaya hazırlanıyordu, yapacağı konuşma hazırdı, ama tüzük değişince, düştü adaylıktan. Bugünkü adaylardan Haluk Koç’u tanıyorum, gayet yetenekli ve çok çalışkandır. Benim genel başkanlık yaptığım sırada partiye girdi, sağlık konusundaki çalışma grubunun başındaydı. CHP iktidara gelirse, bir programını oluşturacak zemin vardı Koç’ta. Sonra grup başkanvekilliği gibi partinin çok önemli görevlerinden birinde bulundu. Yani genel başkanlık yapmadı, ama genel başkanlık tecrübesi ancak genel başkanlık yapılırken elde edilir.”

ORAN “GENÇ VE YENİ ARKADAŞ”
Haluk Koç’un grup başkanvekiliyle Deniz Baykal’ın “klonlanmış hali” olduğu yorumuna karşı, parti disiplinini gerekçe gösteren ve Koç’un kavgacı olmadığını belirten Öymen, diğer aday Umut Oran için de “yeni ve genç arkadaş” ifadesi kullandı, ancak 3 yıldır kurultayla kimsenin ilgilenmemesinin dezavantaj olduğunu belirtti. Öymen şöyle konuştu:

“Aslında ABD’de başkan adayı seçimiyle, Türkiye’de CHP genel başkanının seçimi arasında fark yok. Çünkü, CHP genel başkanı da, ilerde başbakan adayı olacak. Ama ABD’deki yarışın tersine, Türkiye’de iki yıldır CHP genel başkanlık seçimiyle kimse meşgul olmadı. Parti içinde olmadığı gibi, basında da ilgilenen olmadı. Nasıl ABD’de delegeler seçiliyor, burada da İstanbul il kongresi vardı mesela, o 130 delege o zaman seçildi, ondan önce ilçe seçimleri, mahalle seçimleri vardı. Kimse ilgilenmedi. Şimdi bu adaylar kendilerini tanıtmaya çalışıyorlar, ne kadar tanıtabilirlerse… Ayrıca kurultayda adayların konuşma yapması esastır. CHP kurultaylarında geleneksel olarak, sınırsız konuşurlardı. Çıkacaklar konuşacaklar ki, delegeler de ona göre tanıyıp, vaatlerine göre oy verecek. Ama, bu usul imza barajıyla ortadan kalkmış oluyor. Barajı geçemeyen, konuşma da yapamayacak. Yani adaylar, hiç kendini anlatma imkanı bulamadan, mücadeleye giriyorlar.”

‘ÇARŞAF LİSTE’YLE DEMOKRASİ SAĞLANABİLİR
Altan Öymen, yeni oluşacak Parti Meclisi için heyecan taşıyıp taşımadığı, Baykal’ın eski mi, yoksa yeni isimlerden mi liste hazırlayacağı sorularına ise “Bilmiyorum” yanıtı verdi. CHP’den ayrılanların çok olduğunu, dışlandıklarını, aktif politikayı bırakan çok değerli partililer olduğunu anlatan Altan Öymen, “İyi bir Parti Meclisi kurulabilir” dedi, ancak bunun için “çarşaf liste” gerektiğini söyledi.

5 yıl önce yapılan tüzük değişikliğiyle, “çarşaf liste” uygulamasının da kaldırıldığını belirten Öymen, bu yöntemle, delegelerin, tüm adaylar arasından istediğini işaretleyip oy verebildiğini, şimdi ise “blok liste” yöntemiyle Genel Başkan’ın listesini seçmek mecburiyetinde olduğunu belirtti.

1999 yılında CHP barajın altında kaldığı zaman yapılan kongrede 8 aday olduğunu, 8 adayın da kendilerini anlattığını, adayların elendiği turlar sonunda kendisinin seçildiğini anlatan Öymen, daha sonra genel başkanlığı kaybettiği kongrede de 4 aday olduğunu ve Baykal’ın üçüncü turda seçildiğini hatırlattı.

“Çarpıştık, hepimiz söyledik söyleyeceğimizi, delegeler onu seçti. Şimdi bu demokrasiyi atmış bulunuyoruz. CHP’de de yok, AKP’de de. MHP’de de olduğunu zannetmiyorum. Partiiçi demokrasinin ne kadar önemli olduğu hatırlatılırsa, çok iyi olur. Çünkü partiler anayasamıza göre demokrasinin ayrılmaz parçası.”

Ayağımda Kundura

\

Ayakkabı ayağı korumak amacıyla doğan sonra bu özelliğine aksesuar olmayı da katan bir kavram.

Temelde ayak tabanına paralel uzanan taban ve bunun üzerini örten saya denilen iki parçadan oluşuyor.

Ayakkabının ilk olarak ne zaman ve nerede ortaya çıktığına dair tarihi bir kanıt yok.

Ayakkabının tarihi bu anlamda hep biraz eksik kalacak. Gelin bu muhteşem serüvene bir göz atalım.

İlk el yapımı ayakkabı türü sandalet. Sandalet varlığını yüzyıllar boyuca koruyup bugüne kadar bozulmadan ulaşmışlığa en yakı ayakkabı türü. İlk sandalete ait en eski kayıt MÖ 8000’lere Amerika yerlilerine uzanıyor.

Ayakkabı konusunda en yaratıcı medeniyet Mısır olmuş. MÖ 3500’lerde ıslatılmış kum içine basılan ayakların kalıbını alıp bunların içine deri tabanlar ekleyerek ayağa uygun sandaletler geliştiriyorlarmış.

\

\

\

\

\

Aynı yıllarda Roma imparatorları deri ayakkabılar giyiyorlarmış. Ayakkabı konusunda büyük bir adım da Romalıların ayakkabı loncaları kurup ayakkabıyı sağ ve sol tek üzere sınıflandırmalarıyla ortaya çıkmış.

\

14. ve 15. yy sivri burun ayakkabıların yaygın olduğu zamanlar.

\

1533’de topuklu ayakkabı ilk defa şıklık amacıyla kullanılmış. Leonardo da Vinci Medicis ailesinin kızı Catherine Medicis’in müstakbel kocası olan dükün yanında çok ufak tefek kalmasına çözüm olarak ayakkabılarının topuklarını yükselterek süslemiş.

\

16. yy ve artık sivri burunun yerini yavaş yavaş kare uçlar alıyor ve bu 1720lerin sonuna dek sürüyor.

\

17. yy yuvarlak burunlara ev sahipliği yapıyor.

\

18. yy ve ayakkabı artık bugünkü halini alıyor. Paris ayakkabı modasını tamamen ele geçiriyor. Tüm dünyadan Paris’e siparişler geliyor.

\

18 yy başlarken çizme erkekler tarafından kullanılıyor. Kadınlar çizmeyi sadece binicilikte kullanıyor. 1830’da bir ilk daha oluyor ve artık kadınlarda gündelik hayatta çizme giymeye başlıyorlar. Çizmeler kadife, saten ve benzeri süslü ama dayanıksız kumaşlardan yapılıyor. 1859da ilk kösele dikiş makinesi kullanılıyor. 18. yy sonunda İsviçreli Shonewerd bilinen ilk ayakkabı fabrikasını kuruyor.

\

1951 kadınlar için ayakkabı devriminin yaşandığı yıl. Fransız Charles Jourdan stilettoyu üretiyor.

\

Ayakkabıların narin prensesi.

\

1919 converse en uzun süre üretimde kalacak ayakkabı markasını üretime sokuyor; allstar.

Türkiye’de ayakkabı;

\

Ayakkabıya ait ilk tarihsel belge İbni Batur seyahatnamesi. Evliya Çelebi’i Seyahatname’sinde de ayakkabıcılar esnaf-i pabuççiyan karhaneleri adı altında yer bulmuş. İlk ayakkabı fabrikamız 1810’da Beykoz’da kurulmuş.

\

Bu tarih değişik kaynaklarda farklı belirtiliyor. 1810 Sümerbank Beykoz Deri ve Kundura Sanayii Müessesesi’den verilen tarih.

\

18 Mart 1921 ilk ayakkabı derneği Dersaadet ve Biladı-i Selase Ayakkabıcı Esnafı Cemiyeti kuruluyor.

Kaynak:Hafif.Org

Skype PSP’ye Geliyor

\

Henüz tam olarak resmi bir açıklama olmasa da Sony‘nin PSP‘ye Skype özelliğini getirmesine kesin gözüyle bakılıyor. Reuters‘a göre Sony, PSP‘ye bir internet telefonu özelliği (muhtemelen Skype) eklemeyi düşünüyor. Varılan sonuça göre uygun yazılımın bu ay içinde çıkması bekleniyor. Ama Sony’nin sözcüsü Satoshi Fukuoka bu söylentiler hakkında yorum yapmaktan kaçınıyor ve aynı zamanda şirketin PSP‘ye değer katacak şeyler üzerinde çalıştığını da ekliyor.