
CHP eski genel başkanlarından Altan Öymen, Baykal’ın karşısına ‘güçlü’ aday çıkmamasının nedenlerini anlattı.
Kurultay öncesinde, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a yönelik “Yeni isimlere fırsat vermediği, sadece laiklik ve ulusal bütünlük üzerinden siyaset yaptığı” eleştirileri yapılırken; tüzükten kaynaklanan engellemelere rağmen yeni bir adayın seçilmesinin zor olduğu belirtiliyor. Buna karşı “rüzgar estirecek bir aday olsa, tüzükteki engellerin aşılabileceği, ama 4 aday arasında bu rüzgarı estirecek isim olmadığı” yorumları yapılıyor. Altan Öymen, “İyi bir adayla, tüzükten kaynaklanan engeller aşılabilir mi” sorusunu şöyle yanıtladı:
DEMOKRASİDE ENGEL OLMAMALI
“Her şeyden önce engellerin var olduğu gerçeği üzerinde durmak lazım. Yani eline kılıcını almış eski silahşörlerden biri gelsin ve öyle bir hava versin ki o engeller aşılabilsin!.. Bu keşke olsa, ama demokrasilerde böyle silahşorlar falan beklenmez. Demokrasilerde kuralların böyle engeller getirmemesi gerekir.”
Genel başkan adayı olabilmek için, delegelerden yüzde 20’sinin imzasıyla aday gösterme kuralının benzerinin, başka demokratik ülkelerde olmadığını söyleyen Öymen, daha önce CHP’de de böyle bir kural olmadığını anlattı. Öymen, CHP’de daha önce 50-60 delegenin imzasıyla aday olunabildiğini, bir adaya imza veren delegenin bir başka adaya da imza verebildiğini, kurultay salonunda adayların yapacağı konuşmalara göre oyunu belirlediğini, bugün ise delegenin imzasının ipotek altına alındığını söyledi.
DELEGELER BAYKAL’A ANGAJE
“1050 delege şimdiden angaje olmuş Baykal’a” diyen Öymen, İstanbul ve İzmir il başkanlarının “Bizim ne kadar delegemiz varsa Baykal’ı destekliyor” demeçleri verdiğini belirterek, “Bu demokratik bir manzara değil. Diktatörlükle idare edilen memleketlerde bile yüzde 100 sonuç ilan etmemeye dikkat ederler” dedi.
Altan Öymen, “Tüzük engelleri olmasaydı, partiiçi demokrasi olsaydı, daha güçlü adaylar çıkar mıydı? Tüzük engelini zaten aşamayız, düşüncesiyle birtakım güçlü isimler kendilerini yıpratmamak için geri duruyor olabilir mi?” sorusu üzerine de, tüzük değişikliğinin 5 yıl önce yapıldığını hatırlatarak, bu sorunun “Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar” gibi bir soru olduğunu söyledi. 5 yıldır bazı adayların denediğini, bir kısmının ihraç edildiğini, bir kısmının yeniden denemediğini anlatan Öymen, şöyle devam etti:
HALUK KOÇ YETENEKLİ VE ÇALIŞKAN
“Tüzük değişikliğinin yapıldığı kurultayda da başka adaylar vardı. Mesela biri, çok tecrübeli bir politikacı Erol Tuncer. Partiyi de fiilen 1992’de yeniden kurmuş, yöneticiliğini yapmış bir arkadaş. Tüzük değişikliği çıktı ve hemen yürürlüğe konuldu. Erol Tuncer’in cebinde 60 adayın imzası vardı, aday olmaya hazırlanıyordu, yapacağı konuşma hazırdı, ama tüzük değişince, düştü adaylıktan. Bugünkü adaylardan Haluk Koç’u tanıyorum, gayet yetenekli ve çok çalışkandır. Benim genel başkanlık yaptığım sırada partiye girdi, sağlık konusundaki çalışma grubunun başındaydı. CHP iktidara gelirse, bir programını oluşturacak zemin vardı Koç’ta. Sonra grup başkanvekilliği gibi partinin çok önemli görevlerinden birinde bulundu. Yani genel başkanlık yapmadı, ama genel başkanlık tecrübesi ancak genel başkanlık yapılırken elde edilir.”
ORAN “GENÇ VE YENİ ARKADAŞ”
Haluk Koç’un grup başkanvekiliyle Deniz Baykal’ın “klonlanmış hali” olduğu yorumuna karşı, parti disiplinini gerekçe gösteren ve Koç’un kavgacı olmadığını belirten Öymen, diğer aday Umut Oran için de “yeni ve genç arkadaş” ifadesi kullandı, ancak 3 yıldır kurultayla kimsenin ilgilenmemesinin dezavantaj olduğunu belirtti. Öymen şöyle konuştu:
“Aslında ABD’de başkan adayı seçimiyle, Türkiye’de CHP genel başkanının seçimi arasında fark yok. Çünkü, CHP genel başkanı da, ilerde başbakan adayı olacak. Ama ABD’deki yarışın tersine, Türkiye’de iki yıldır CHP genel başkanlık seçimiyle kimse meşgul olmadı. Parti içinde olmadığı gibi, basında da ilgilenen olmadı. Nasıl ABD’de delegeler seçiliyor, burada da İstanbul il kongresi vardı mesela, o 130 delege o zaman seçildi, ondan önce ilçe seçimleri, mahalle seçimleri vardı. Kimse ilgilenmedi. Şimdi bu adaylar kendilerini tanıtmaya çalışıyorlar, ne kadar tanıtabilirlerse… Ayrıca kurultayda adayların konuşma yapması esastır. CHP kurultaylarında geleneksel olarak, sınırsız konuşurlardı. Çıkacaklar konuşacaklar ki, delegeler de ona göre tanıyıp, vaatlerine göre oy verecek. Ama, bu usul imza barajıyla ortadan kalkmış oluyor. Barajı geçemeyen, konuşma da yapamayacak. Yani adaylar, hiç kendini anlatma imkanı bulamadan, mücadeleye giriyorlar.”
‘ÇARŞAF LİSTE’YLE DEMOKRASİ SAĞLANABİLİR
Altan Öymen, yeni oluşacak Parti Meclisi için heyecan taşıyıp taşımadığı, Baykal’ın eski mi, yoksa yeni isimlerden mi liste hazırlayacağı sorularına ise “Bilmiyorum” yanıtı verdi. CHP’den ayrılanların çok olduğunu, dışlandıklarını, aktif politikayı bırakan çok değerli partililer olduğunu anlatan Altan Öymen, “İyi bir Parti Meclisi kurulabilir” dedi, ancak bunun için “çarşaf liste” gerektiğini söyledi.
5 yıl önce yapılan tüzük değişikliğiyle, “çarşaf liste” uygulamasının da kaldırıldığını belirten Öymen, bu yöntemle, delegelerin, tüm adaylar arasından istediğini işaretleyip oy verebildiğini, şimdi ise “blok liste” yöntemiyle Genel Başkan’ın listesini seçmek mecburiyetinde olduğunu belirtti.
1999 yılında CHP barajın altında kaldığı zaman yapılan kongrede 8 aday olduğunu, 8 adayın da kendilerini anlattığını, adayların elendiği turlar sonunda kendisinin seçildiğini anlatan Öymen, daha sonra genel başkanlığı kaybettiği kongrede de 4 aday olduğunu ve Baykal’ın üçüncü turda seçildiğini hatırlattı.
“Çarpıştık, hepimiz söyledik söyleyeceğimizi, delegeler onu seçti. Şimdi bu demokrasiyi atmış bulunuyoruz. CHP’de de yok, AKP’de de. MHP’de de olduğunu zannetmiyorum. Partiiçi demokrasinin ne kadar önemli olduğu hatırlatılırsa, çok iyi olur. Çünkü partiler anayasamıza göre demokrasinin ayrılmaz parçası.”
Bu Yazıyı Paylaşın