Hagi’nin Bahtsız Varisleri!

Galatasaray’da, 10 numarayı kimler giydi kimler. Ama hiç biri Hagi’nin yerini tutmadı…

Galatasaray’ın şaaşalı yıllarının baş aktörüydü o… 1996 yılında Barcelona’dan transfer edildiğinde sanki elinde sihirli bir değnekle gelmişti. Galatasaray’ın tarihini, Türk futbolunun tarihini 4 senede zirveye çıkardı o muhteşem sol ayağıyla… Ligde, UEFA’da, Süper Kupa’da şampiyonluklar, muhteşem goller, frikikler ve harika çalımlar…

Böylesine büyük bir futbolcu, diğerlerinden farklı olduğunu sadece oyunuyla değil, sansasyonel hareketleriyle de gösterdi.


10 Mart 2001 tarihinde oynanan Galatasaray - Gençlerbirliği maçında, hakem Erol Ersoy’a tükürüp, ayağına basması ve Galatasaray Teknik Direktörlüğü yaptığı sırada, Kayserispor - Galatasaray maçında otobüse bindiğinde yeni aldığı cep telefonunun çalındığını iddia ederek, taraftarlara “Hırsızsınız” diye bağırması, bunlardan sadece bir kaçı…

Giydiği 10 numaralı forması Galatasaray müzesinin duvarlarını süsleyen Hagi, 2001 yılında futbol yaşamına son verirken, Galatasaray’a sonraki yıllarda gelecek 10 numaraların da “Kabusu” oldu.

Galatasaray’da “İşte yeni 10 numaramız” diye alınan her futbolcu, henüz “Mehaba” demeyi yeni öğrenmişken, Hagi ile karşılaştırıldı. Sarı kırmızılılar; onlardan, hep Hagi’nin mucizelerini beklediler… Tabii ki hiçbiri bir Hagi değildi ve onun ismi altında yok olup gittiler… Belki de haksızca…

SERGEN YALÇIN (2001-2002)
Galatasaray’ın efsane ismi Hagi’nin 2001 yazında futbolu bırakmasıyla, Türkiye’nin en iyi oyuncularından biri olarak kabul edilen Sergen, bu görevi üstlendi. Fakat bu süper solağın sarı kırmızılılardan ayrılması çok sürmedi. Süper solak, 2002 yazında doğduğu yuvasına, Beşiktaş’a geri döndü…


FELIPE JORGE LOUREIRO (2002-2003)
Bugün hala kimilerinin “Halı saha topçusu”, kimilerinin ise “Gerçek bir yıldızdı” sözleriyle nitelediği Felipe, Hagi’nin gazabına uğrayan 1 numaralı isim oldu. Hagi’nin gidişini bir türlü kabullenemeyen Galatasaray camiası, Fatih Terim’in Brezilya’nın Vasco da Gama kulübünden getirdiği Felipe’den çok şeyler bekledi.

Zavallı Felipe’den öyle büyük beklentiler vardı ki; ondan, Hagi’nin unutulmaz başarılarını bir kez daha yaşatması beklendi. Tabii ki kimse Hagi değildi. Felipe de değildi… O’nun yaptıklarını, başkalarından beklemek ne kadar doğru bir düşünceydi? İşte tribünlerin, yönetimin ve teknik heyetin bu düşüncesi; hem Galatasaray’a hem de Felipe’ye pahalıya mal oldu. Felipe’yi bizzat isteyen Terim, Brezilyalının ipini çeken isim oldu ve yarım sezon oynayan futbolcuyu Ocak döneminde takımdan gönderdi.

Felipe, Galatasaray’dan ayrıldıktan sonra Brezilya Milli Takımı ile 2004 yılında Güney Amerika Kupası Şampiyonluğu sevinci yaşadı.

HAIM MICHAEL REVIVO (2002-2003)
Türk futboluyla Fenerbahçe forması altında tanışan ve büyük başarılara imza atan İsrailli futbolcu, 2003 yılı başında Galatasaray’a transfer oldu. Revivo da, Sarı kırmızılı forma ile çıktığı ilk resmi maçında 3 gol birden atmasına rağmen, daha sonra başarılı olamayarak ülkesinin yolunu tuttu. Tıpkı Felipe gibi, Galatasaray formasını yarım sezon taşıyan Haim Revivo da istenen “10″ olamadı.


HAKAN YAKIN (2004-2005)
Yakın soyadı aslında Türk futbolseverlere hiç te yabancı değil. Bir dönem Fenerbahçe forması da giyen Murat Yakın’ın kardeşi Hakan Yakın da, sarı kırmızılılarda sadece yarım sezon kalan 10′lardan…

Almanya’nın Stuttgart takımından 2005 Ocak’ında kiralık olarak gelen Hakan Yakın, Haziran ayına kadar sadece 3 maçta forma giyebildi. İyi kullandığı sol ayağı ve forvet arkasında yaptığı işlerle adından söz ettiren Hakan Yakın, Galatasaray’da eriyip giden futbolcular kervanına katıldı.


SASA ILIC (2005-2007)
Türkiye’ye transferi gerçekleştiğinde, Partizan’dan “Kalbimizi aldınız” diyerek uğurlanan Sırp futbolcu, neden mi gönderilmişti? Karizmatik ve lider kişiliği olmadığı için… Çünkü Ilıç, Galatasaray’daki ilk sezonunda ligde 12, ikinci sezonunda ise 10 gol atmıştı. Buna Avrupa kupalarında attığı golleri ve yaptığı birçok asisti de eklersek, ofansif bir orta saha için hiç de fena bir istatistik sayılmazdı.

Evet sorun istatistiklerde değildi. Galatasaray’ın onda bulamadığı, bir 10 numaranın karizmasıydı. Yani Hagi’ye hiç benzemiyordu…


CASSIO DE SOUZA SOARES LINCOLN (2007-?)
Sasa Ilıç’i Avusturya’nın Redbul Salzburg takımına gönderen Galatasaray, 10 numaralı forma için 3 aday belirledi. Bunlar, Cassio Lincoln, Juan Roman Riquelme ve Juninho idi… Sonunda Galatasaray taraftarlarını hava alanına döken transfer gerçekleşti ve Lincoln sarı kırmızılı formayı giydi. Almanya’nın Schalke 04 takımından transfer edilen futbolcu, sık sık yaşadığı sakatlıklara rağmen, camiada şimdilik kabul görmüşe benziyor.

Çıktığı ilk maçlarda attığı gollerle takımını sırtlayan Brezilyalı, Galatasaray camiasında Hagi’den sonra gelen en iyi 10 numara olarak lanse edildi. Yoksa 6 sezonda 6 tane forvet arkası futbolcu deneyen Galatasaray, yeni Hagi’sini mi bulmuşmuydu? Bunu zaman gösterecek…

your ads here (468x60) - after 1st post.

Hagi’nin bahtsız varisleri!

Galatasaray’da, 10 numarayı kimler giydi kimler. Ama hiç biri Hagi’nin yerini tutmadı…

Galatasaray’ın şaaşalı yıllarının baş aktörüydü o… 1996 yılında Barcelona’dan transfer edildiğinde sanki elinde sihirli bir değnekle gelmişti. Galatasaray’ın tarihini, Türk futbolunun tarihini 4 senede zirveye çıkardı o muhteşem sol ayağıyla… Ligde, UEFA’da, Süper Kupa’da şampiyonluklar, muhteşem goller, frikikler ve harika çalımlar…

Böylesine büyük bir futbolcu, diğerlerinden farklı olduğunu sadece oyunuyla değil, sansasyonel hareketleriyle de gösterdi.


10 Mart 2001 tarihinde oynanan Galatasaray - Gençlerbirliği maçında, hakem Erol Ersoy’a tükürüp, ayağına basması ve Galatasaray Teknik Direktörlüğü yaptığı sırada, Kayserispor - Galatasaray maçında otobüse bindiğinde yeni aldığı cep telefonunun çalındığını iddia ederek, taraftarlara “Hırsızsınız” diye bağırması, bunlardan sadece bir kaçı…

Giydiği 10 numaralı forması Galatasaray müzesinin duvarlarını süsleyen Hagi, 2001 yılında futbol yaşamına son verirken, Galatasaray’a sonraki yıllarda gelecek 10 numaraların da “Kabusu” oldu.

Galatasaray’da “İşte yeni 10 numaramız” diye alınan her futbolcu, henüz “Mehaba” demeyi yeni öğrenmişken, Hagi ile karşılaştırıldı. Sarı kırmızılılar; onlardan, hep Hagi’nin mucizelerini beklediler… Tabii ki hiçbiri bir Hagi değildi ve onun ismi altında yok olup gittiler… Belki de haksızca…

SERGEN YALÇIN (2001-2002)
Galatasaray’ın efsane ismi Hagi’nin 2001 yazında futbolu bırakmasıyla, Türkiye’nin en iyi oyuncularından biri olarak kabul edilen Sergen, bu görevi üstlendi. Fakat bu süper solağın sarı kırmızılılardan ayrılması çok sürmedi. Süper solak, 2002 yazında doğduğu yuvasına, Beşiktaş’a geri döndü…


FELIPE JORGE LOUREIRO (2002-2003)
Bugün hala kimilerinin “Halı saha topçusu”, kimilerinin ise “Gerçek bir yıldızdı” sözleriyle nitelediği Felipe, Hagi’nin gazabına uğrayan 1 numaralı isim oldu. Hagi’nin gidişini bir türlü kabullenemeyen Galatasaray camiası, Fatih Terim’in Brezilya’nın Vasco da Gama kulübünden getirdiği Felipe’den çok şeyler bekledi.

Zavallı Felipe’den öyle büyük beklentiler vardı ki; ondan, Hagi’nin unutulmaz başarılarını bir kez daha yaşatması beklendi. Tabii ki kimse Hagi değildi. Felipe de değildi… O’nun yaptıklarını, başkalarından beklemek ne kadar doğru bir düşünceydi? İşte tribünlerin, yönetimin ve teknik heyetin bu düşüncesi; hem Galatasaray’a hem de Felipe’ye pahalıya mal oldu. Felipe’yi bizzat isteyen Terim, Brezilyalının ipini çeken isim oldu ve yarım sezon oynayan futbolcuyu Ocak döneminde takımdan gönderdi.

Felipe, Galatasaray’dan ayrıldıktan sonra Brezilya Milli Takımı ile 2004 yılında Güney Amerika Kupası Şampiyonluğu sevinci yaşadı.

HAIM MICHAEL REVIVO (2002-2003)
Türk futboluyla Fenerbahçe forması altında tanışan ve büyük başarılara imza atan İsrailli futbolcu, 2003 yılı başında Galatasaray’a transfer oldu. Revivo da, Sarı kırmızılı forma ile çıktığı ilk resmi maçında 3 gol birden atmasına rağmen, daha sonra başarılı olamayarak ülkesinin yolunu tuttu. Tıpkı Felipe gibi, Galatasaray formasını yarım sezon taşıyan Haim Revivo da istenen “10″ olamadı.


HAKAN YAKIN (2004-2005)
Yakın soyadı aslında Türk futbolseverlere hiç te yabancı değil. Bir dönem Fenerbahçe forması da giyen Murat Yakın’ın kardeşi Hakan Yakın da, sarı kırmızılılarda sadece yarım sezon kalan 10′lardan…

Almanya’nın Stuttgart takımından 2005 Ocak’ında kiralık olarak gelen Hakan Yakın, Haziran ayına kadar sadece 3 maçta forma giyebildi. İyi kullandığı sol ayağı ve forvet arkasında yaptığı işlerle adından söz ettiren Hakan Yakın, Galatasaray’da eriyip giden futbolcular kervanına katıldı.


SASA ILIC (2005-2007)
Türkiye’ye transferi gerçekleştiğinde, Partizan’dan “Kalbimizi aldınız” diyerek uğurlanan Sırp futbolcu, neden mi gönderilmişti? Karizmatik ve lider kişiliği olmadığı için… Çünkü Ilıç, Galatasaray’daki ilk sezonunda ligde 12, ikinci sezonunda ise 10 gol atmıştı. Buna Avrupa kupalarında attığı golleri ve yaptığı birçok asisti de eklersek, ofansif bir orta saha için hiç de fena bir istatistik sayılmazdı.

Evet sorun istatistiklerde değildi. Galatasaray’ın onda bulamadığı, bir 10 numaranın karizmasıydı. Yani Hagi’ye hiç benzemiyordu…


CASSIO DE SOUZA SOARES LINCOLN (2007-?)
Sasa Ilıç’i Avusturya’nın Redbul Salzburg takımına gönderen Galatasaray, 10 numaralı forma için 3 aday belirledi. Bunlar, Cassio Lincoln, Juan Roman Riquelme ve Juninho idi… Sonunda Galatasaray taraftarlarını hava alanına döken transfer gerçekleşti ve Lincoln sarı kırmızılı formayı giydi. Almanya’nın Schalke 04 takımından transfer edilen futbolcu, sık sık yaşadığı sakatlıklara rağmen, camiada şimdilik kabul görmüşe benziyor.

Çıktığı ilk maçlarda attığı gollerle takımını sırtlayan Brezilyalı, Galatasaray camiasında Hagi’den sonra gelen en iyi 10 numara olarak lanse edildi. Yoksa 6 sezonda 6 tane forvet arkası futbolcu deneyen Galatasaray, yeni Hagi’sini mi bulmuşmuydu? Bunu zaman gösterecek…

Yeşil sahaların artistleri!..

İşte sahalarda top kuşturan ilgi çeken tipler…

Transferleri, medyası, futbolcuları ve taraftarlarıyla günümüzde dev bir sektöre dönüşen futbol; aynı zamanda büyük bir şov dünyası olarak ta karşımıza çıkıyor. Ronaldinho’nun fizik kurallarını alt üst eden hareteklerinden tutun da, tribünlerdeki Meksika dalgasına kadar göze hoş gelen birçok şeye rastlamak mümkün…

Yüz milyonlarca dolarlık bu senaryonun başrol oyuncuları futbollarıyla olduğu kadar; farklı saç şekilleri, giyim tarzları ve ilginç dövmeleriyle de dikkat çekiyor.

KRAL ERIC
Futbolla uzaktan yakından alakalı her erkek, mahalle arasında maç yaparken tıpkı Cantona gibi formasının veya tişörtünün yakasını kaldırarak bir nevi “artistik” tavırlar sergilemiştir. 1966 Paris doğumlu, Manchester United’ın unutulmaz futbolcularından Eric Daniel Pierre Cantona, maçlarda formasının yakasını kaldırması ile meşhurdu.

2001 yılında United taraftarları tarafından yüz yılın en başarılı futbolcusu seçilen ve “Eric the King” (Kral Eric) lakabı takılan Fransız futbolcuyu yakın zamanlarda reklam filmlerinde de izlemiştik.

Cantona tabii ki, sadece formasının yakasını kaldırmasıyla tanınmıyor. Bu yaramaz Fransız, 1995 yılında Cyrstal Palace ile oynanan maçta, oyundan alındığında kendisine ırkçı küfürler yağdıran bir taraftara attığı uçan tekmesi ile de hafızalara kazındı.

NİJERYA BAYRAĞI SAÇLARINDA
1974 yılının 26 Mart’ında dünyaya gelen Nijeryalı savunma oyuncusu Taribo West, yeşil renkteki saçları ile sahaların en dikkat çeken futbolcularından olmayı başardı. West, yeşile boyattığı saçlarının Nijerya bayrağını simgelediğini belirtiyor.

1997-1999 sezonlarında İtalya’da Inter Milan forması giyen ve 1999-2000 sezonunda ise AC Milan için ter döken siyahi oyuncu, 1998 ve 2002 yıllarındaki Dünya Kupası’da Nijerya Milli Takımı adına mücadele etti.

KUYRUK EN ÇOK O’NA YAKIŞIYOR
İtalyan futbolunun yetiştirdiği ender yeteneklerden biri olan Roberto Baggio, saçlarının kısa olmasına rağmen bıraktığı kuyruk ile sahaların dikkat çeken isimlerinden… Juventus, Milan ve Inter gibi Çizme’nin dev kulüplerinde forma giyen futbolcunun, sahalardaki en ilginç saç stiline sahip olduğunu söyleyebiliriz.

SAÇLARINI SAHALARDA AĞARTANLARDAN
Sahadaki 22 futbolcunun arasında, önce yaşlı bir amca görünüverir gözünüze. Sonra bir bakarsınız ki bembeyaz saçları yaşlılığından değildir. Kim bilir belki de “Nasıl gol atarım” ın hesaplarını yaparken ağartmıştır saçlarını Ravanelli…

İtalyan futbolunun “Beyaz Tilki”si Fabrizio Ravanelli, henüz 39 yaşında olmasına rağmen seneler öncesinden beyazlayan saçlarıyla tanındı. Bunun yanında formasını kafasına sararak gösterdiği sevinç ifadesi de bir hayli tutuldu.

SAÇ DEĞİL, ASLAN YELESİ
Futbol yaşamında İspanya’nın Real Valladolid takımı dışında hiçbir Avrupa kulübünde forma giymeyen Carlos Valderrama’yı futbolseverlerin yakından tanımalarının nedeni, aslan yelesini andıran saçları…

FIFA’nın “Yaşayan en iyi 125 futbolcusu” listesinde de yer alan Colombiyalı ünlü oyuncu; uzun, kıvırcık ve kabarık saçlarının yanısıra, bıyıklarıyla da kendi tarzını yaratmış oyunculardan…

HOLLANDA’NIN GURURU: RUUD GULLİT
Dünya futboluna damgasını vuran Ruud Gullit; uzaktan attığı gollerinin yanı sıra, kıvırcık ve uzun saçları ile dikkatleri üzerine çekmeyi başarmış ilginç bir kişiliktir. Şimdilerde karşımıza kısa saçları ile çıksa da, futbol oynadığı dönemlerdeki modayı gözönünde bulundurduğumuzda, sahaların en ilgi çekici futbolcularından biriydi…

ŞOV ONDAN SORULUR: RENE HIGUITA
Higuita denilince akla, kalesine gelen şutu havada uçarak ayaklarıyla kurtarması gelir. Evet, yazı ile anlatılması bile çok zor bir olay… Kolombiyalı kaleci, uzun, kıvırcık saçları ve bıyıklarının yanı sıra maçlarda yaptığı hareketlerle de adından sıkça söz ettirmiş bir isim…

Öte yandan; Kolombiyalı kalecinin frikikten gol atmışlığı da vardır… Higuita, sokak futbolu literatürü ile “Hem kaleci hem oyuncu” tanımına rahatlıkla örnek gösterilebilir. Zira, topla birlikte kalesinden çıkarak orta sahaya kadar gelip, takım arkadaşlarına pas atması, çoğu maçlarında gördüğümüz “kendince” klasik hareketlerindendir…

O BİR MELEK: DJİBRİL CİSSE
Marsilya’nın Fransız golcüsü Djibril Cisse, oynadığı futboldan öte; ilginç saç stili ve vücudunu kaplayan dövmeleriyle ünlü. O’nun melek lakabı ise, sırtında bulunan iki büyük “kanat” dövmesinden kaynaklanıyor… Liverpool’da oynadığı sırada Blackburn Rovers maçında ayağı kırılan ve daha sonra Fransa Milli Takımı’nda bir kez daha aynı acıyı yaşayan Bay Melek, saçlarını ve sakalını çeşitli renklere boyatıp, ilginç stillerde kestiriyor.

Sahaların ilgi çeken bu yüzü; vücudunun bir çok yerinde bulunan irili ufaklı dövmeleriyle de tribünlere “Ben buradayım” diye haykırıyor.

BECKHAM’SIZ OLMAZ!..
David Beckham… İngiliz futbolcu hiç kuşkusuz, Pele ve Maradona ile birlikte futbol tarihinin gelmiş geçmiş en ünlü oyuncusu… Bu süper sağ açığı, yolda gördüğünüz 5 yaşındaki çocuğa veya 70′lik dedelere sorabilirsiniz. Hatta bayanlar, daha yakından tanıyacaktır.

O, Manchester United’da parladığı yıllarda sadece futbolu ile değil, yakışıklılığı ve değişken tarzı ile de dikkatleri fazlasıyla çekti. 5 yıl için 250 milyon dolara Amerika’nın Los Angeles Galaxy takımına imza atan Beckham, bu paranın kat be kat fazlasını reklam fimlerinden ve dev sponsorluklardan kazanıyor.

Eski bir Space Girls üyesi olan Victoria Beckham ile hayatını birleştiren ünlü futolcu, sık sık değiştirdiği saç stilleri ve dövmeleri ile dikkat çekiyor.

ESKİ BİR GALATASARAYLI!
Evet o isim Abel Xavier… Mozambik asıllı Portekizli siyahi futbolcu Xavier, saçları ile gündeme gelen futbolculardan bir diğeri.. 2002-2003 sezonunda Galatasaray forması da giyen futbolcu, profesyonel hayatında tam 13 değişik kulüpte oynadı.

İlginç görünüşü ile göze çarpan Xavier, futbol hayatına bir de büyük ceza sığdırdı. Portekizli defans oyuncusunun, 2005 yılında Middlesbrough’da oynarken, Skoda Xanthi FC takımı ile yapılan UEFA Kupası maçında, doping kontrolü sırasında uyuşturucu kullandığı tespit edildi. Abel, bunun cezasını 1 sene sahalardan uzak kalarak ödedi.

Ünlü futbolcu şu an, David Beckham’ın da oynadığı MLS takımlarından Los Angeles Galaxy’de forma giyiyor.