Viking Battle for Asgard

Adı Skarin. Tanrıça Freya’nın gözdesi, güçlü kuvvetli bir savaşçı. Doğup büyüdüğü topraklar felaketin eşiğinde: Kutsal ve kudretli Odin tarafından Tanrıların aleminden kovulan Tanrıça Hel’in öfkeden gözü kararmış. Ne yazık ki, öfkesini dışa vurmak için, yaşayan ölülerden oluşan bir ordu kurmak ve bu orduyu Midgard’ın beş adası ve ada sakinleri üzerine salmaktan daha iyi bir yol düşünememiş. Bugünlerde Skarin’le konuşmak mümkün değil…

Köyde de hoşbeş kıtlığı var, yani şimdi boş laf etmek yerine yaşanan sıkıntılara son vermek zamanı. Yaşayan ölü savaşçılardan oluşan ordu, çok geçmeden Skarin’in mevcut durumdan ne kadar hoşnutsuz olduğunu hissetmeye başlar. Skarin Midgard’ı temizlemeye girişir ve bunu yaparken de Hel’in diğer yarısını temsil eden iyilik emsali kızkardeşi Tanrıça Freya ile sürekli temas halindedir. Kısa bir süre içinde gövde parçaları havada uçuşmaya başlar. Transformasyondan geçen yaşayan ölülerin kol ve bacaklarını gelişigüzel hareket ettirmelerine rağmen, oyun neredeyse sırf şiddet olsun diye şiddete yer vermiş görünüyor. (PS2 oyunu “The Mark of Kri” saygılarını sunar…) Döğüş sistemi eğlenceli ama biraz da hantal, ve esasen iki hücum ve bir savunma düğmesinden oluşuyor. Birkaç sandık yağmaladıktan, ayaklı vazo kırıp döktükten ve torbalar dolusu altın bulduktan sonra, bir avuç dolusu para karşılığı kendinize yeni kasaplık teknikleri satın alabilirsiniz. Bir ruh savaşçısı (spirit warrior) size düello arenasında birkaç yeni hareket öğretir ve bu da, döğüş sırasında kullandığınız düğmelere az da olsa çeşitlilik getirir. Ayrıca bir demircide silahlarınızı yıldırım, buz ve ateş büyü taşları (runes) ile donattırabilir, levazımatçıdan iyileştirme iksirlerinizi ve alevlenen maşrapalar satın alabilirsiniz.

İlk bakışta standart bir kesip biçme oyunu gibi görünmesine rağmen, sonradan nispeten çeşitlilik içeren bir aksiyon macera oyunu haline geliyor. Görülecek, keşfedilecek ve fethedilecek çok şey var. Cansız vücütları yolun bir yanından diğerine savuran düşman askerleri, arbede başlatan çılgın bir kalabalık ya da saman çöplerinden yapılma hedeflere alevli oklar atan bir çift okçu ile karşılaşabiliyorsunuz… Geri zekalılar… Kapsamlı bir bilgi toplama görevine atılmadan önce yön belirlemeniz, çevreye oranla durum değerlendirmesi yapmanız gerekir. Haritaya bakın, ışınlanma taşlarının (teleport stones) hepsini bulun ve kullanması bir hayli zor olan seyir defterini anlamaya çalışın. Görevler çeşitlilik bakımından biraz kısıtlı, buna rağmen oynamaya devam etmekten kendinizi alamıyorsunuz. Yapılacak ilk iş tutsak Vikingleri özgürlüklerine kavuşturmak ve böylece ordunuzun kuvvetini artırmak. Bu hedefe ulaşmak için; köyleri, taş ocaklarını, eski harabeleri ve bunun gibi düşman tarafından ele geçirilmiş diğer yerleri Hel’in karanlık pençelerinden kurtarmanız gerekiyor. Düşman bölüklerine ya da düşman bulunan mevkilere yaklaştığınızda gökyüzünü bir anda bulutlar kaplıyor ve gerçekten de iç karartıcı bir atmosfer oluşuyor. Yakın çevrenizde henüz varlığınızdan habersiz bir düşman varsa, Skarin otomatik olarak gizlilik moduna geçiyor. Bazen, düşmanınızın yanından ona görünmeden hızla geçip uzaklaşmak istediğinizde bu mod biraz sıkıntı verebiliyor. Skarinin pek hızlı hareket ettiği söylenemez zaten ve ışınlama fonksiyonu da olmasaydı, onun bu yavaş ve rahat yürüyüş temposu kesin dikkatinizin dağılmasına neden olurdu. Gerisin geriye dönüp bulunduğunuz yerden olabilecek en hızlı şekilde uzaklaşmanız gerektiği zamanlarda, Skarin’in bu yavaşlığı gerçekten vahim sonuçlar yaratabiliyor. Kaçınma manevraları kullanarak ilerlemek güdüsü oldukça ağır basıyor…

Tabi ki insanları kurtarmaktan daha fazlasını yapmanız berekiyor. Rahmetli babanızın kayıp borusunu aramak, bir haini bulup ortaya çıkarmak, efsanevi büyü taşının (rune stone) peşinden koşmak, yolları imha etmek, ordunuz için köprüleri alçaltmak, ejderhaları harekete geçirmek gibi görevleri yerine getirmeniz gerekiyor. Bazen geçmeniz gereken yerler görevin ta kendisi haline geliyor ve uçurumları dişinizi tırnağınıza takıp emekleyerek geçmeniz, sarmaşıklara tırmanmanız ve bir kaya çıkıntısından diğerine kendinizi çekip çıkarmanız gerekebiliyor. Kimi zaman da düşman kampından görünmeden geçmeniz ve Splinter Cell oyununu anımsatan stresli anları yaşamanız gerekiyor. Böyle bir durumda düşmanın nöbetçisine arkadan yaklaşıp, borusunu çalıp alarm veremeden işini bitirmeniz lazım. Bu senaryo, önce başın ve başı takiben kolların da gövdeden ayrılmasını bir nebze de olsa haklı kılan tek senaryo. Ama ne yapacaksınız işte… Neredeyse her görev, iğrenç kokan yarı ölü savaşçılardan birkaçının parça parça edilmesini içeriyor. Görevlerin hemen hepsinde çatışma ve hatta savaş var. Belli sayıda Vikingi kurtarıp diğer birkaç görevi tamamlar tamamlamaz çarpışmalar başlıyor. İşte o zaman oyun gerçekten zorlaşıyor. İki ordu birbirine giriyor ve siz de kendinizi bunun tam ortasında buluyorsunuz. Bütün bu karmaşa içinde kontrolü kaybetmek oldukça kolay ve oyun baştan sona neredeyse hiç yavaşlamıyor. Peşimizde bir sürü yabani Viking ve silahımız üzerinde yıldırım taşının yarattığı tılsım ile gerçekten başarılı gerçekleştirilmiş olan grafikler, gerçekten heyecanlı anlar yaşatıyor. Ve yeteri kadar ejderha büyü taşı topladığınızda oyun daha da bir heyecan kazanıyor. Yeterli sayıda taşınız olduğunda ejderhanıza bir hedef veriyorsunuz. Bu hedef kısa bir süre sonra yerle bir olup taş ve kül yığınına dönüşüyor.

Teknoloji açısından bakıldığında Viking, iki tarafı keskin kılıç gibi. Oyunda çok sayıda kaliteli özel efektler, güneş ışıklarının üzerinde dansettiği inanılmaz güzellikte manzaralar ve savaşçılarınızın ayrıntılı modelleri bulunuyor ancak bütün bu olumlu özelliklerin karşısına sürekli çıkan küçük hatalar da bulunuyor. Oyun grafikleri oldukça kuvvetli, ama yine de diğer bazı gelecek nesil oyunların aleminin ötesine gidemiyor. Ara videolar, oyunun kendisi kadar etkileyici değil ve ses efektleri ve altyazılar da, ya son derece başarısız ya da mevcut değil. Bu da açıkçası insanın keyfini kaçırıyor. Enfes İngilizce ses kaydı, Almanca altyazıları ile gayet güzel, yine de Almanca’ya senkronizasyon çok daha iyi sonuç verirdi. Bir de bazı düşmanlar var ki, bunlar hiç akıllıca davranmıyorlar, bazen donuyorlar, hatta bazen de bir yamaç kenarında kendi kendilerini yok ediyorlar. Düşman çeşidi fazlaca zengin değil, yine de oyunun yapay zekalı karakterleri (NPC models) ile birlikte normalde olduğundan daha fazla sayıda. Oyun ve oyunun baş kahramanları biraz daha karakter sahibi olabilirlerdi.

EB

Kaynak:GamesRapidShare

Leave a Reply

Name (required)

Mail (will not be published) (required)

Website